15. Bölüm

“Sen gül kokusunu bilir misin sevgili? Avuçlarını öperken hep o kokuyu alırdım ben…”

Herkes sevdiğine kavuşsa dünyada şairler olmazdı belki de… Şairler, biraz psikopattırlar; her gönül buluşmasına bir kaç satırla giderler muhakkak…

Yüreklerini kavuran sevda ateşinden bir tütsülük kor alıp giderler… Hasrettir adamı şair eden, özlemdir, anılardır ve en çok da hala seviyor olmasıdır…

Yaprakta gözlerinin yeşilini, başakta saçlarının sarısını, gül de avuçlarının kokusunu bulur şair… Hayallerinde besler, büyütür sevgilisini ve sevdasını; hiçbir kadın bir şairin hayalindeki sevgili kadar sevilmemiştir!

Gece olunca odasını saran gecenin sessizliği “Yalnızsın sen” diye fısıldar kulaklarına!

Kalbindeki darp izleri, gece biraz daha ağrı yapar, biraz daha ağırlaştır nefes almak, yutkunamaz; düğümlenir boğazında haykırışlar!

“Geri dön!” Sessiz, ızdırap verici, yürek delici bir iç sesi olarak kalır…

Bağırmak ister, haykırmak ister, ağlamak ister, bu acıdan kurtulmak ister… Susturur onu gözünün önünde canlanan sevgilinin gülüşü… Ne gidebilir, ne kalabilir; arafta yaşar bir ömür…